Ana içeriğe atla

Sen dünya için bir isimdin, benim için dünyaya yeni isimler verdin.

Onlar anlamaz ki. Hoş anlasalar ne değişir. Ya da bişey değişmeli midir? Bilinmez. Boşver. Boşvere boşvere geçirdiğimiz yıl dönümleri boyunca seni düşündüm ben hep. Seni aradım o günlerde, kendimi bana göster diye. Basit olanı bir de kolaylaştır diye. Kendi aksimi gördüğüm sende, bütün ifade problemlerinde, gözlerinde, dudaklarında ve hatta o küçük gamzede, gösterişten çok uzaklarda, ağlatan bir aymışlık yaşadım. Bıraktım. Bendeki bildiğim beni senin ellerine bıraktım.

Sen küçüktün oysaki. Ellerin küçüktü. Küçücük dudaklarındaki gülüşün küçüktü. Sen, baktıkça büyüdün. Dokundukça soyundum. Gülümsedikçe gerçektin. İçtikçe ağlattın. Senden anlamlı bir söz bile beklemedim. Sendin anlamsızca bulduğum bütün anlam. Bana geldiğin ilk andan itibaren benim için di li geniş zamandın.

Beş santim uzaktan gördüğüm en güzel surattın. Beş santim uzaktan bana gülen bi hayattın. Saatlerce, günlerce, insan yapımı bütün zaman birimleri boyunca, bıkmadan, usanmadan yazardım. Bakardım. Sanki olur gibi geldi. Dünya bıraksa olurdu. Bakardım.

Yazdım. Sayfalarca da yazardım. Seni yazmak için yeni kelimeler yarattım. Onaya verdim. Bekliyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şarkımın Sözleri

Yükselsek keşke, yerden bir santim yükselsek yeter. Eksildik. Uzansak şöyle, hiçbir şey de sırtlanmamıştık oysa. Yorulduk.   Bazen uçmak iyidir. Hafifletir. Uçamıyorsan yürümek iyi gelir. Sokaklardaki kokular. O anı yaşama hissi. İklime göre dönüşür. Ağaçlara sormak lazım.   Akmayınca kendini ifade edemiyorsun. Kafanı karıştıran isteksizliğin. Umursayan senin yargıcın. Hissetmedikçe düşünmüyorsun. Üzülen senin çelişkin. Az şey isteyen bir doyumsuzsun sen.   Uyumak iyidir. İyileştirir. Uyuyamıyorsan yürümek iyi gelir. Sokaklardaki inişler. O her şey yolunda hissi. Bir anda değişir. Çıkışlara sormak lazım.        

İtin rüyası

Yok olsam Sadece ben Klişe varlığım yokoluşa teslim olsa Hiç olma rüyası, yine yeniden her gün. Amaçsız döngümüzde kahkahaları gözyaşıyla ayıran tek bir gerçeklik bile yok. Dünyanın barındırdığı güzelliklere bu kadar uzak, ama dünyevi güzelliklere bu kadar ve yakın olmanın acısı içindeyim. Yaşamın ne olduğunu bilip itaat edemeyenlerdenim. Yırtmaya çalıştığım koza kendi varlığım olmuş. Yaşadığım her anın aksini de yaşadım. Sadece anlardan ibaret karaktersiz etler miyiz biz. Tutarlılık ve denge zamanın neresine sıkışmış ve insanları birbirilerinden ne ayırıyor acaba? Kendi hayatıma dair neyi değiştirebilirim ki? Çünkü ben bir çok şeyi aşk ile istemiş; ama hep arkasından bakakalmış biriyim. Duygusal tırmanışlarımda kimsenin sıcak omzu saklı değil; çünkü hep en derinimdeki duyguyu çağırdım. Oysa ki ben de artık kurtulma planları bile yapamayan gerçekaltı bir insanım. Hiç nefes almadan inandım ve kaybettim. Aşkla sevdiğim, zaman kapanı olmaksızın sadece gerçek olsun istediğim...

Beni ya sevmeli ya öldürmeli

O değil değil mi? İnsan olmak o değil, her gün bir çok yerde verdiğin karara göre. Bu değil. Denk gelemiyorsun ya dünyadaki adaletsizlik ile. Sen ve etrafın başka çünkü. Ne kadar anlamsız değil mi? Bir kere en başta, bütün olayımız farklı. Bütün genetiğimiz, bütün geçmişimiz, bütün aldığımız, alabildiğimiz, tuttuğumuz, bıraktığımız, sindirdiğimiz, önemsediğimiz. Yan yanayken baktığımız aynı noktayı gördüğümüz açı bile farklı. Basit cümlelerle söylüyorum. Derin bile değil, net. Ben bazı insanlara tahammül edemiyorum. sen bazı insanlara tahammül edemiyorsun, hepimiz sevmiyoruz bize göre bir şeyler. hepimizin orta yolu bulunup genel kurallar koyulmuş. Ne oluyor biliyo musun? İnsanlar denk gelmiyor diyorlar. İnsanlar denk gelemezler. Tek yapabildikleri sanmak ve inanmak. İyi yaptıkları tek şey sevmek. Nefret insanların en büyük kendini bilmemesi diye düşünüyorum. En net dağılışıdır insanın öfkeye tutulmak. Hırslandıkça kötüleşiyoru...