Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

together we stand, divided we fall

İşten sidik mi apış arası mı ne idüğü belirsiz kendine özgü bir kokusu olan metroyla eve dönerken, düşünüyordum bunları. İnsan hobileri olan bir hayvansa, benim de en sevdiğim hobim düşünmekti. Düşünceli bir hayvanım. İnsanları süzüyorum metroda, hiçbiri mutlu değil, belki bir arada olmaktan. Belki de kokudan. Oradan bir an önce kaçmak, evlerine ulaşmak için saniyeleri sayıyorlar. Kimisi uyukluyor, kimisi kitap okuyor, kimisi insan kesiyor. Göz göze gelince gözler kaçıyor. Kim demiş, insan sosyal bir hayvandır diye? İnsan gruplaşan bir hayvandır sadece. Yalnızlar sessiz ve ezikçe oturur. Gruplar gürültü ve kendine güven yayar. Gruplar yalnızlara kendilerinden bildikleri bir ezikleme duygusuyla bakar hep. O yalnızdır çünkü, öteki yanındakinden alır güveni. Bu da egoyla ilgili bir şey olsa gerek. Gerçekler hep yalnızdır. Çünkü gerçeklere egonun getirdiği göstermelik hayatlar hep boş gelir. Yabanidirler onlar. Olmaya çalışmak kolay ama boş bir uğraş gelir. Sanki daha farklı bir şeydir ara...

hepimize, tek tek

Başkalarının önceden düşündüklerini düşünmek neden garip olsun ki? Aynı cevabı bulsan bile kendin bulursun. Yoksa sen zaman doldurmuyor musun? Fikirden fikire atlıyorsan sürekli, o an inanıyorsan hepsine gerçekten ve ezberlerini bozduruyorsan en az yılda bir, utanma çocukluğundan. Kabul et gitsin. Eminim ki canın sıkılıyordur. Zaman bir güven verir bir korkutur seni, tıpkı aynalar gibi. Yavaş yavaş. Bazen de hızlı. Kafalar gibi. Çok tuhaf ama bu hormonlar. Sen de bil, bil ki bilsen bile bir bok bilmeyesin. İnişler, çıkışlar. Farklı algılayışlar. Bazen bir keyif, bazense dayatma gibi. Zamanın kendisi. Oralarda biyerde başlar. Sürekli gergin insanlar.. korkularla yüzleşilir. Bir bir. Sonra o korkular geri gelir. Ama ertesi gün tekrar keşfedersin. Yalnız olmadığını. Büyük bir rahatlama hissedersin. Önemli olan bu dersin. Biriktirmek. Ama direniyorsan saçma sapan ezberlerine. Yalan bildiklerinle dönüyorsan hem onlara, hem kendine ve bunu bilip reddediyorsan içten içe. Korkma. Bi...

bu ne şimdi

Kendi olduğu anların birinde fark etti ki kadın kız Ahenkti bütün gerçek kusursuzluk değildi Kusursuzluk özünde yalan barındırırdı Ve tahminlerin aksine bu bir akşam üstüydü.

her nokta aslında virgül biraz

Zorladığında geceleri, çok kötü. Yorar seni gecelerin hüznü. Tamamlanmamışsan eğer. Çok uzun kelimeymiş bu. Tekrar kuramayacak kadar. Tersini olamayacak kadar. Belki de sonda. Eğer hissedersen orda. Olacaktır. Bizse bir ileri iki geri. Geriden alıyoruz bütün ilerileri. Biraz sabredersek belki. Olacaktır. Ama biz şımarık çocuklarıyız dünün. Bugünün uyku sersemleri. Bakarız öyle.sersem gibi. ama İçimizdeki isyan. Bugünden nefret eder. Yarından hep umutlu. Düne kin duyar. Şımarıktır aslında dün, bugün. Zamanın köleleri. Şımarık. Pis. Aynalardan mutluluğu çeken. Nefretten bile zevk alan. Kendi çapında. Madde etkisinde. İnsan tesirinde. Bir tatlı sözde. Çözülürüz ki biz. Utanmasız. Bugün bütün cümlelerime nokta koymaktan ve hatta noktalama işaretlerinden vazgeçtiğim dakikada ve gibi bağlayıcı kelimelerle beslendiğimi hissettiğim saniyede kelimeler ne olur susun susun ki bitsin bu cümle bitsin ki insanlar yorulmasın daha fazla üşenmesin bir daha kimse Ve o an hepimiz paragraf başı ol...