Ana içeriğe atla

kağıt param



Sen de gördün o gece, sadece yalnızlık beni tamamlıyor. Ruhum başka ruha bağlanmadığında kendim oluyorum, zincirlerimi kırabiliyor, mutluluğun her rengini görebiliyorum. Gözlerimde gördün o gece benim de senin gibi olduğumu, birbirimizi ne kadar istesek de birlikte olmamanın benliğimize vereceği hazzın birlikte olmaktan kat kat daha cazip geldiğini.

Sen, sen oluyorsun, o deli deli bakan gözlerinin içindeki anlam gözlerime yansıyor. Deli deli bakıyoruz öyle. Bağlansak öyle bakamayız. Bağlansak o kıvılcım anında gider. Biliyoruz. Bildiğimiz için rahatız. İçteki acabalar ara ara geliyor, geçiyor sonra. Deli deli bakışlar. Sevişmek lazım, bu birleşme arzusunu atmak lazım bünyeden. Aslında biz sevişmeyeceğiz biliyordun, biliyordu gözlerin, sevişecek olan bedenlerimiz olacaktı. Ruhlarımız orada durup sadece birbirlerine bakacaktı. Fani bedenlerin yetinemeyen, ruhları saklayan ve sonunda bundan utanan tavrını takınıp kaçacaktım oradan, bitince. Ruhların bakışması, birbirlerine kartlarını açmaları. Ve bitti, korkak beden kazandı. Ama dönerken ordan ben bir ruhu görmenin yıllar değil, sadece istediği gibi bakan gözlerde saklı olduğunu gördüm ve ebedi yalnızlığımla barışımı işte o gece yaptım.

4 temmuz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şarkımın Sözleri

Yükselsek keşke, yerden bir santim yükselsek yeter. Eksildik. Uzansak şöyle, hiçbir şey de sırtlanmamıştık oysa. Yorulduk.   Bazen uçmak iyidir. Hafifletir. Uçamıyorsan yürümek iyi gelir. Sokaklardaki kokular. O anı yaşama hissi. İklime göre dönüşür. Ağaçlara sormak lazım.   Akmayınca kendini ifade edemiyorsun. Kafanı karıştıran isteksizliğin. Umursayan senin yargıcın. Hissetmedikçe düşünmüyorsun. Üzülen senin çelişkin. Az şey isteyen bir doyumsuzsun sen.   Uyumak iyidir. İyileştirir. Uyuyamıyorsan yürümek iyi gelir. Sokaklardaki inişler. O her şey yolunda hissi. Bir anda değişir. Çıkışlara sormak lazım.        

İtin rüyası

Yok olsam Sadece ben Klişe varlığım yokoluşa teslim olsa Hiç olma rüyası, yine yeniden her gün. Amaçsız döngümüzde kahkahaları gözyaşıyla ayıran tek bir gerçeklik bile yok. Dünyanın barındırdığı güzelliklere bu kadar uzak, ama dünyevi güzelliklere bu kadar ve yakın olmanın acısı içindeyim. Yaşamın ne olduğunu bilip itaat edemeyenlerdenim. Yırtmaya çalıştığım koza kendi varlığım olmuş. Yaşadığım her anın aksini de yaşadım. Sadece anlardan ibaret karaktersiz etler miyiz biz. Tutarlılık ve denge zamanın neresine sıkışmış ve insanları birbirilerinden ne ayırıyor acaba? Kendi hayatıma dair neyi değiştirebilirim ki? Çünkü ben bir çok şeyi aşk ile istemiş; ama hep arkasından bakakalmış biriyim. Duygusal tırmanışlarımda kimsenin sıcak omzu saklı değil; çünkü hep en derinimdeki duyguyu çağırdım. Oysa ki ben de artık kurtulma planları bile yapamayan gerçekaltı bir insanım. Hiç nefes almadan inandım ve kaybettim. Aşkla sevdiğim, zaman kapanı olmaksızın sadece gerçek olsun istediğim...

Beni ya sevmeli ya öldürmeli

O değil değil mi? İnsan olmak o değil, her gün bir çok yerde verdiğin karara göre. Bu değil. Denk gelemiyorsun ya dünyadaki adaletsizlik ile. Sen ve etrafın başka çünkü. Ne kadar anlamsız değil mi? Bir kere en başta, bütün olayımız farklı. Bütün genetiğimiz, bütün geçmişimiz, bütün aldığımız, alabildiğimiz, tuttuğumuz, bıraktığımız, sindirdiğimiz, önemsediğimiz. Yan yanayken baktığımız aynı noktayı gördüğümüz açı bile farklı. Basit cümlelerle söylüyorum. Derin bile değil, net. Ben bazı insanlara tahammül edemiyorum. sen bazı insanlara tahammül edemiyorsun, hepimiz sevmiyoruz bize göre bir şeyler. hepimizin orta yolu bulunup genel kurallar koyulmuş. Ne oluyor biliyo musun? İnsanlar denk gelmiyor diyorlar. İnsanlar denk gelemezler. Tek yapabildikleri sanmak ve inanmak. İyi yaptıkları tek şey sevmek. Nefret insanların en büyük kendini bilmemesi diye düşünüyorum. En net dağılışıdır insanın öfkeye tutulmak. Hırslandıkça kötüleşiyoru...