Ana içeriğe atla

tuzluk

Olmak ya da olmamak değil bütün mesele. Dolmak ya da dolmamak belki de. Bak şimdi. Size birini anlatıcam. yeni bir paragraf

Romantizminizi sikeyim sana bişey olmasın hissiyatıyla dokunurdu o hayata. Aşk dokunuşlarıyla. Çelişkili değil mi? Çok tatlı terimsel yargıları vardı, önyargıları ise kafiyeliydi. Bunun gibi değil. Ama nokta koymayı çok severdi. Hayatta en sevdiği şeylerden biriydi belki de nokta koymak. Heryere koyalım isterdi. Koyardık biz de. Nokta koymayı sevdiği kadar küfürü de severdi. Demek ki hayatta en sevdiği bi kaç şey vardı. Küfür ederdi, pis pis. Babası da böyleydi. Kendi hissettiklerini bir düşünüyorsa hiç tanımadığı kişininkileri on düşünürdü, yakınındakileri saymıyorum bile. İnsanlara değil bedenlerine, dünyaya değil şekline, dine değil kitabına küfrederdi. Babası da böyleydi. Annesi değildi. Herkesten önce, ona söylenebilecek kötü şeyleri yüksek sesle o kendisine söylerdi onların içinde. Farkındayım diye. Siz de fark edin diye. Baksınlar ona isterdi. Ama abartmasınlar. Abartılı bakışlara karşı belirgin bir tavır oluşturamazdı. Utanırdı. Gerçekten hoşlanırdı. Ama bakılmak isterdi. Görülmek yani. Anlaşılmak. Babası böyle değildi. Bekli de oralarda bi yerde farkını bulmaya başladı. Zamanı önemli değil. Ama başladı. Nokta koymayı çok severdi. Ve küfür etmeyi de.

Siz bilir misiniz ki, farkını bulmaya başlamazsa aceleci olur kişi? Farkını bilmeye başlayınca sakinler. Farklı olanı değil farkını bilenleri bulmaya başlar. Yavaş yavaş. Acelesi yoktur çünkü artık. Yargılamaları azalır. İşte o zaman egolarından arınır. Yavaş yavaş. Acelesi yoktur çünkü artık. Her zaman salt bilgi almanın değil, bilgiyi nitelemenin sırlarını keşfeder. Yavaş yavaş. Eeeh. Sıkılır bazen acele etmemekten. En sona ulaşma hevesine düşer bazen hala. Aceleyle bekler bazen hala. Ve evet bazen de her şey hala.

Siz bilir misiniz ki, hiçbir zaman tamamen tamamlanamaz çoğu kişi? Olmadan kopar yani her türlü. Çoğu da tohumunun içinde patlar. Sanki öyle bir şey mümkünmüş gibi.

Bir düşün. Çok mantıklısın. Ama mantıklı olmayan şeylere inanırsın. Çok kötü şeyler düşünürsün. Ama bir o kadar da sağduyulu hareket edersin. Sınırların vardır. Ama özgürlüğü sonuna kadar savunursun.

Bütün bunlar birbiriyle asla çelişkili değildir. Ve işte bu noktayı hissetmek o insanın işidir. kelimeler ise o noktada gayet önemsizdir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şarkımın Sözleri

Yükselsek keşke, yerden bir santim yükselsek yeter. Eksildik. Uzansak şöyle, hiçbir şey de sırtlanmamıştık oysa. Yorulduk.   Bazen uçmak iyidir. Hafifletir. Uçamıyorsan yürümek iyi gelir. Sokaklardaki kokular. O anı yaşama hissi. İklime göre dönüşür. Ağaçlara sormak lazım.   Akmayınca kendini ifade edemiyorsun. Kafanı karıştıran isteksizliğin. Umursayan senin yargıcın. Hissetmedikçe düşünmüyorsun. Üzülen senin çelişkin. Az şey isteyen bir doyumsuzsun sen.   Uyumak iyidir. İyileştirir. Uyuyamıyorsan yürümek iyi gelir. Sokaklardaki inişler. O her şey yolunda hissi. Bir anda değişir. Çıkışlara sormak lazım.        

Benim de bir planım var

“onun aradığı şey, benzersiz bir tecrübenin sonunda benzersiz bir varlık olmaktı.” Belli ki onu diğerleriyle aynı gruba düşürmeyen buydu. Hani düzen de güzel de, yetersiz. Bazıları doymayan bir merakla geliyor dünyaya. Çok mu zor? Güzel bi iş, güzel bi eş gibi toplumsal gereklilikleri yerine getirmek. Evet bazılarına zor. Yetinemeyenler. Maddede aramazlar ki onlar hiçbirşeyi. Anlarda ararlar. Anların peşine düşüp yarınları hep boşverirler. Yarını yarınlar düşünsüncülerden halliceler onlar. Baktılar olmuyor, baktılar beden eskiyor. Biz tutunamadık derler. Ödül mü var ki sonunda? Hayır. Kendimize yaptığımız yakıştırmalar bedava neyseki dünyada. Yoksa her “ben” ile başlayıp “-ımdır” ile biten cümleden para kesilseydi, iyi para birikirdi. Bize o parayı verseler, biz gezerdik. Dalgayla dumanla geçirilen bir ömrün anarşist yaratıcılığında, işte oralarda biryerlerde maddeyi de bulurduk, manayı da. O kadar da zor olmasa gerek. çok sevdiğim bu dünyanın bütün halkları; hadi birleşelim. Ve he...