Ana içeriğe atla

Vazgeçtim



Yıllardır aralayıp durduğu bir kapıyı ardına kadar açtı. Kapıyı açtı ve hatırladı. Rahatladı.

Sürekli yattığı yerden kapıyı kesiyordu.  Acaba kim gelecekti. Tüm olasılıklara inanmak istiyordu. Verdiği en büyük emek ciddiye almaktı. Evet emekti bu ona göre. “Keyif” diye bağırdı içerden pembe zürafa. Sadece keyif. “Basit” dedi yeşil kupa. Sadece sabret. İkisinin aynı gün konuşacağı tutmuştu. Herkesi temiz tutmak için harcadığı çabadan dünyanın haberi yoktu. Çünkü çabaları da hiçbir şeyi gibi normal değildi.

Her şey bir oyun diye düşündü. Ve o, bu ara oyunlardan inanılmaz sıkılmıştı. “Hayatının bu dönemine girdin” diye fısıldadı topaç. “Önemli olan kararlı kalabilmen”.  

Öyle miydi?  

Kalktı ve kapı önünü kontrol etti. Kimse yoktu. Kapatsam mı diye düşündü.

Galiba her şey sadece kararlıyken anlam kazanıyordu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim de bir planım var

“onun aradığı şey, benzersiz bir tecrübenin sonunda benzersiz bir varlık olmaktı.” Belli ki onu diğerleriyle aynı gruba düşürmeyen buydu. Hani düzen de güzel de, yetersiz. Bazıları doymayan bir merakla geliyor dünyaya. Çok mu zor? Güzel bi iş, güzel bi eş gibi toplumsal gereklilikleri yerine getirmek. Evet bazılarına zor. Yetinemeyenler. Maddede aramazlar ki onlar hiçbirşeyi. Anlarda ararlar. Anların peşine düşüp yarınları hep boşverirler. Yarını yarınlar düşünsüncülerden halliceler onlar. Baktılar olmuyor, baktılar beden eskiyor. Biz tutunamadık derler. Ödül mü var ki sonunda? Hayır. Kendimize yaptığımız yakıştırmalar bedava neyseki dünyada. Yoksa her “ben” ile başlayıp “-ımdır” ile biten cümleden para kesilseydi, iyi para birikirdi. Bize o parayı verseler, biz gezerdik. Dalgayla dumanla geçirilen bir ömrün anarşist yaratıcılığında, işte oralarda biryerlerde maddeyi de bulurduk, manayı da. O kadar da zor olmasa gerek. çok sevdiğim bu dünyanın bütün halkları; hadi birleşelim. Ve he...

Bu yazıda foklardan bahsediyorum

Batıda biyerlerde buldum ben kendimi. Güneyde ise muadilimi. Tam da aramadığımı fark ettiğim zamanda. Ve bütün o hırslardan uzakta. Sakin bir huzurla. O yüzden de düşündüm ben seni, gün dündü ve vakit geceydi. aylardan yağmur, mevsimlerden bulut, geçen yıllardan yalnızca biriydi. O kadar olmuş işte. Oralarda bir yerlerde kaybettin sen kendini. Mutsuzluğun bundandır. Dünyaya ve onun adaletsizliğine yüklenme boşuna. Tercihlerinin arifesinde bıraktın sen bir parçanı. Hiç bizaman eskisi gibi olamamacasına. Tıpkı herkes gibi ama biraz farklı da. Aynılaşma ve denge çabasıyla özünden uzaklaştıkça. Bütün onayları dünyaya bıraktıkça. Görünen hayatlar ise bildiğin safsata. Ama sen umudunu yine de kırma. gerçeklerin hep yanında. hergün baktığın aynada.